7 Mayıs 2026, Perşembe
Header reklam alanı
Son Dakika
Bakırköy’de Dev İş BirliğiDemireller Traktör New Holland 3S Plaza İzmir Torbalı’da Açıldıİşletmeler İçin Depozito Sistemi’ne Kayıt Süreci BaşladıMakine emniyetinde ilk uluslararası standardizasyon toplantısı Üsküdar’da!ING Türkiye’nin aktif büyüklüğü 283.3 milyar TL’ye ulaştıİnci Holding, İnci Akü Bayi Buluşmasında Yeni Dönem Strateji ve Hedeflerini Paylaştı

“Bir Serebral Taşma Olarak Sanat” Programının Ocak Ayı Söyleşisi Gerçekleşti!

Ocak 31, 2026

Doç. Dr. Oğuz Haşlakoğlu ve Uğur Polat, sanatın insan bilincinin taşma biçimi olduğunu ortaya koyan altı bölümlük bir düşünce programını Zeytinburnu Kültür Sanat’ta yürütüyor. Uğur Polat’ın sunduğu söyleşi dizisinde Haşlakoğlu; “mimetik bilinç” kavramı etrafında sanatın felsefe, bilim, tasarım ve yapay zekâyla ilişkisini tartışıyor. Program, “Sanat öğretilebilir mi?” ve “Makine düşünebilir mi?” gibi soruların izini sürüyor. 29 Ocak Perşembe günü gerçekleşen söyleşide “Sanat ve Bilinç” konusu ele alındı.

Bir Serebral Taşma Olarak Sanat, sanatın farklı alanlarla ilişkisini tartışıyor. Uğur Polat’ın sunduğu söyleşi dizisinde Doç. Dr. Oğuz Haşlakoğlu, sanatı kökeni ve tarihiyle birlikte ele alarak sanatın bir üretim değil, bir taşma biçimi olduğunu ortaya koyuyor. 29 Ocak Perşembe akşamı saat 19.30’da başlayan söyleşide “Sanat ve Bilinç” konuşuldu.

“İnsan, rüyada uyanan varlıktır.”

Doç. Dr. Oğuz Haşlakoğlu, insanlarla diğer canlılar arasındaki farka değindi:

“İnsan dışındaki canlılar aslında rüyadalar. Çevreleriyle uyumlular ve içgüdüleriyle çevrimsel çarkın içinde dönüyorlar. İnsan ise rüyada olduğunu biliyor. Bu rüyada, rüyaya uyanmak anlamına geliyor. İnsan ile diğer canlılar arasındaki ilişki türünde insanın sınır olarak anlaşılması açısından bu durum önemli. Bilincin kendisinin bu sınır varlığın ifadesi olduğunu ve bunun insanda tezahür etmesi açısından zirve nokta olduğunu düşünüyorum.”

“Descartes ile modern düşünce, bir dala kondu.”

Doç. Dr. Oğuz Haşlakoğlu, Descartes’ın modern düşünce tarihindeki konumundan söz etti:

“Bütün bir modern düşünce, ‘şüpheden şüphe edemiyorsam demek ki düşünüyorum’ fikri üzerine oturur. Düşünmek için de bir ego olması gerekiyor. Burada ontolojik bir bağlam var ama o bedene bağlanamıyor. Öyle veya böyle, Descartes ile bir dala konuyoruz. Bu dala konmak, evrenin bütününü tarif etmez ve bütün bir karanlığı aydınlatmaz elbette. Bu sorular başka şeyler. Ama Descartes önümüze düşüncenin kendisinin esasen bir soru olduğunu koydu. Sorunun da hakkında soru sorulamaz hiçbir şey bırakmadığı ortaya koyunca bizar sorunun düşünce olduğu ortaya çıkıyor. Dolayısıyla kendi içerisinde bir uzlaşıma giriyor.”

 

Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

Yorum Yap