25 Ekim 2026, Pazar
Header reklam alanı
Son Dakika
Osmangazi Belediyesi’nden İstihdama Güçlü DestekPrimeclass’ın yeni konsepti Ankara Esenboğa’daVodafone Flex’te Yılın En Çok Beklenen Akıllı SaatleriBitkisel Üretim 2.Tahmini, 2026Yükseköğretim Beyin Göçü İstatistikleri, 2025Gloria Sports Arena, olimpik sporculara yüksek performans desteğini sürdürüyor

Altın Portakal ‘Daima’ diyerek Sinema Meşalesini 63. kez yaktı

Ekim 25, 2026

63. Uluslararası Antalya Altın Portakal Film Festivali, Antalya Spor Salonu’nda gerçekleştirilen törenle sinema haftasını başlattı. Ustalar Tilbe Saran ve Menderes Samancılar’a Onur Ödülü’nün takdim edildiği törende Suzan Kardeş ve Abdurrahman Keskiner’e de Sinema Emek Ödülü sunuldu. 

31 Ekim’e kadar sürecek sinema coşkusu başladı; 63. Uluslararası Antalya Altın Portakal Film Festivali, coşku dolu bir açılış töreniyle sinemaseverleri ve Antalyalılar’ı selamladı. Festival, bir hafta boyunca farklı etkinliklerle şehrin dört bir yanını sinemanın renkleriyle boyayacak ama Altın Portakal ruhu, sinemanın ışığını “Daima” yansıtacak. 

Türkiye’nin en köklü sinema şenliği, Antalya’da bir kez daha sinema ruhunu ateşledi. 63. Uluslararası Antalya Altın Portakal Film Festivali, 24 Ekim Cumartesi günü, geleneksel kortejle başladı. Sinema ve televizyon dünyasının sevilen isimleri, Antalya sokaklarında seyircilerinin sevgi ve hayranlık dolu coşkusuyla karşılandı. Korteje katılan sanatçılar arasında Menderes Samancılar, Şenay Gürler, Mehmet Özgür, Suna Yıldızoğlu, Asuman Dabak, Levent Özdilek, Bilge Şen, Fadik Sevin Atasoy, Meryem Uzerli, Leyla Smyrna Cabas, Pınar Altuğ, Emre Kınay, Büşra Pekin, Ersin Korkut, Tim Seyfi, Mehmet Esen, Yüksel Arıcı, Necmettin Çobanoğlu, Coşkun Göğen, Ümit Okur, Muttalip Müjdeci, İlyas Salman, Oben Kuday, Şennur Nogaylar, Hülya Duyar, Nurcan Eren vardı. 

Kortejin ardından kırmızı halıdan geçen sinema tutkunlarını Antalya Spor Salonu’nda başarılı oyuncular Pınar Altuğ Atacan ve Emre Kınay karşıladı. Davetlileri ise Antalya Büyükşehir Belediye Başkan Vekili Büşra Özdemir selamladı. Konuşmasıyla festivalin bu yılki sloganını vurgulayan Özdemir, şunları söyledi: “Sinemaya duyduğumuz sevgi geçici değil, Antalya’nın sanatla kurduğu bağ geçici değil, Altın Portakal’a sahip çıkma irademiz geçici değil. Sinemaya olan tutkumuz daima, kararlılığımız daima, inancımız daima!” 

Özdemir; festivalin bu yılki “Kökler- Kamera ve Işık” başlıklı özel bölümüne de dikkat çekti: “Dünyanın dört bir yanından savaş haberleri alıyoruz. Hiçbir savaş sıradan değildir, hiçbir çocuğun ölümü bir haber başlığından ibaret değildir. Bu yıl savaşın gölgesinde üretmeye çalışan sinemacıların hikayesine odaklanan bu bölümde Lübnan, İran, Filistin ve Ukrayna’dan gelen 13 film gösterilecek. Bu filmler aracılığıyla bu yıkımların ortasında yaşamaya üretmeye ve anlatmaya devam eden insanların hikâyelerine tanıklık edeceğiz. Dileğimiz; sinemanın ışığı dünyanın hiçbir coğrafyasında sönmesin”

Özdemir;  sözlerine şöyle son verdi: “Antalya’yı Türkiye’ye, Türkiye’yi dünyaya bağlayan ve her şeye rağmen yoluna kararlılıkla devam eden bu hikâyeyi hep birlikte yazmaya devam edeceğiz; dün, bugün, yarın. Daima sanatla, daima sinemayla, daima umutla sinemanın ışığı hiç sönmesin. Yaşasın sanat, yaşasın sinema, yaşasın Altın Portakal!”

Gecede konukları selamlayan bir diğer isim de Ulusal Uzun Metraj Yarışması Jüri başkanı, usta yönetmen Derviş Zaim oldu. İlk filmi “Tabutta Rövaşata” ile ilk ödülünü, 1996’da Altın Portakal’da aldığını hatırlatan Zaim, şunları söyledi: “Aradan bunca yıl geçtikten sonra burada jüri başkanı olarak bulunuyor olmanın gururu içindeyim; festivale teşekkür ediyorum. 63 yıl, çok önemli bir birikim; bu birikime layık olmak amacımız. Bu zor ama geleceği yaratmak için elimizden geleni mümkün olduğu kadar soğukkanlı, alçakgönüllü ve mesafeli olarak yerine getirmeye emin olduğumuzu söylemek isterim. Festivalin, ileriki yıllarda gelişerek büyümesi temennimdir; bunu da hep birlikte el ele başaracağımıza inancım tamdır”

Emre Kınay’ın Yeşilçam şarkılarından oluşan performansıyla da renk kattığı gecede Genç Başarı, Onur, Emek ve Sinemaya Katkı ödülleri de sahiplerini buldu.  

Tilbe Saran’a Onur Ödülü Takdim Edildi

Festivalin ilk Onur Ödülü’nü, dört filmde kendisiyle birlikte çalışan yönetmenler Mehmet Binay ve Caner Alper, usta oyuncu Tilbe Saran’a sundu.  Ödülünü; “Kendisinden dört film için daha söz istiyoruz yoksa ödül bizde kalacak” esprisiyle veren Caner Alper’den alan Saran, “Bu kadar kıymetli bir ödüle layık gördüğünüz ve Menderes ağabeyle aynı satırda anılma şerefi bahşettiğiniz için öncelikle festivale, özellikle de bu büyülü fener için durmadan hayal kuran sinema emekçilerine teşekkür etmek isterim” dedi. Saran, sözlerini şöyle sürdürdü: 

“Normallik taş döşenmiş yola benzer; üzerinde rahat yürürsün ama çiçek yetişmez, demiş Van Gogh. Sanat, betonu delip bize selam çakan çiçektir. Kamera, bir derviş gibi, zamanlar, sınırlar, diller, dinler arasında dolaşıp kimselerin görmediğini, duymadığını, unutulanları anlatıp gönülden gönüle köprüler kurar. Sinema; üzerimize yığılan taşların arasından boynunu uzatıp yolumuzu kesen çiçek olur. “Sadece ölmek için gelmedik bu dünyaya/ Gün ağarırken limon kokusu geldiğine göre” demiş şair Ritsos. Bugün haksız yere hapiste yatan milletvekilleri, gazeteciler, hukukçular, şehir planlamacıları, sinemacılar, bürokratlar, belediye başkanları, akademisyenler ve insan hakları aktivistlerinin bir an önce limon kabuğu kokusu ve çiçeklere kavuşması dileğiyle”

Menderes Samancılar, Onur Ödülü’nü ‘özgür basın’a adadı

Bu yılın ikinci Onur Ödülü sahibi ise Türk sinemasının usta isimlerinden Menderes Samacılar’dı. Samancılar, ödülünü, aynı zamanda yeğeni olan, oyuncu Berkay Ateş’ten aldı. Ateş ise ödülü vermeden önce herkesi duygulandıran şu sözlerle seslendi: 

“Ben, onun bana bir gün verdiği bir deri ceketin içinden konuşuyorum şu an. Yıllar evvel Özcan Alper’in “Karanlık Gece” filminin galasında kulise deri bir ceketle girdi Menderes ağabey ve şöyle dedi: Bu ceketi yıllar evvel, yıllarca Tuncel Kurtiz giydi. Sonra bana verdi, ben giydim. Şimdi bu ceketi sana veriyorum, sen giy yeğenim. Şimdi ben tam o ceketin içinden bakan biri olarak bahsediyorum Menderes ağabeyden. O çok sevdiği Orhan Kemal’in anlattığı, Adana’nın bereketli topraklarındaki çiçeklere duyduğu sevgiden.. Cebinde taşıdığı acı biberi ama dilindeki tatlılığı gördüğüm Menderes ağabeyden.. Çocukken girdiği Seyhan Nehri’nde bir şiirin peşinde koşan o çocuktan bugün bize şiir kitapları armağan eden bir şairden.. Bugün yine maalesef göçük altında kalan, sesi söz olmayan maden işçilerinin dramını haykıran, pamuk işçilerinin, emekçilerin, hamalların sesi olan Menderes ağabeyden.. Hakkını arayan gençlerin sırtına ceket atarken gördüğüm Menderes ağabeyden.. Her oynadığı karakterde her şeyi tam olarak kendi deyimiyle “Birbirimizi sevmekten başka çaremiz yok” dediği bizleri, bizlere anlatan biri olarak gördüğüm Menderes ağabeyden.. “Belki şu an geri çekiliyoruz ama geri döneceğiz yeğenim” dediği umudu ve mücadeleyi diri tutan Menderes ağabeyden.. Bir onur ödülü, bir insana ancak bu kadar yakışırdı”

Usta oyuncu ise ödülünü ‘özgür basın’a adadı ve şöyle konuştu: “Ben her aldığım ödülü başka bir şey için kaldırmayı seviyorum. Bu sene maden işçilerine, zeytinlikleri biçilen köylülere, şehit yakınlarına, gazilere, emeklerinin karşılığını alamayan emeklilere, yoksullara sokakta yatanlara, evleri başlarına yıkılan deprem mağdurlarına… O kadar yaralıyız ki hangi birine kaldırayım ödülü… Şu anda ciddi mücadele veren pek çok kesim var ancak bu ödül; başta Murat Ağırel olmak üzere basın emekçilerine! Özgür basın olmadıkça özgür üke olmaz; yaşasın özgür basın!”

Suzan Kardeş: Kızım bensiz büyüdü, ben onsuz yaşlandım ama sinema aşkı hiç bitmedi

Gecede Sinema Emek Ödülleri’nin sahipleri makyöz Suzan Kardeş ve yapımcı Abdurrahman Keskiner’di. Kardeş’e, ödülünü veren yönetmen Ömer Faruk Sorak; kırk yıldır birlikte çalıştıklarını belirterek “Bu zamanda çok şey değişti; Suzan değişmedi. Aynı heyecan aynı yetenekle sektörün birçok alanında birçok başarıya imza atarak bizi de gururlandırıyor” dedi. 

Altın Portakal’ı Türkiye’nin “OSCAR”ı olarak gördüğünü dile getiren Suzan Kardeş ise “İyi ki sinemayla bir ömür geçirdim çünkü sinema dünyadaki hiçbir şeye benzemeyen, insanı başka bir hayal dünyasında yaşatan bir şey” diyerek ödülünü, ‘bugüne kadar hayatına girmiş herkes ve bütün set arkadaşlarına’ adadığını söyledi. “Kızım bensiz büyüdü, ben onsuz yaşlandım ama sinema aşkı hiç bitmedi” diyen Kardeş, Türk sinemasına en büyük katkıyı sağladığını dile getirdiği Beşiktaş Kültür Merkezi’ne de (BKM) teşekkür etti. 

Türk sinemasının duayen yapımcılarından Abdurrahman Keskiner ise ödülünü usta oyuncu Suna Yıldızoğlu’ndan aldı. Yapımcılıkta 60 yılı geride bıraktığını söyleyen Keskiner, ilk Altın Portakal’ını da 1970’te “Çirkin Adam” filmiyle aldığını hatırlattı. Onlarca film, dizi ve belgeselin yanı sıra  Türk sinemasının mihenk taşlarından “Muhsin Bey” filmiyle de 5 Altın Portakal aldığını dile getiren Keskiner, sözlerini şöyle sürdürdü: “O dönemden beraber çalıştığım hemen hemen kimse kalmadı. Ama yeni nesil daha farklı geliyor; onların sansürle uğraşması, filmi yurtdışına götürmek için kaçak çıkarması gerekmiyor. Ben Umut filmini yurt dışına gönderdim, üç yıl mahkemelerde uğraştım. Şimdi arkadaşlarımız yurt dışında başarılar elde ediyor, hepsini can u gönülden kutluyorum; demek ki yaptıklarımız boşa gitmemiş” 

Sinema yolculuğunun henüz başında tutkularının işaretini veren yetenekleri teşvik amacıyla verilen Genç Başarı ödülleri de bu sene Leyla Smyrna Cabas ve Cem Yiğit Üzümoğlu’nun oldu. Ödülünü, Ulusal Jüri Başkanı Derviş Zaim’den alan Cabas, “Bana verilen fırsatların değerini biliyorum, onları en iyi şekilde değerlendireceğim. Kız çocuklarının ve kadınların, hayallerine ulaşmak da hatta hayatta kalmakta zorlandığı bir dünyada kendimi şanslı hissediyorum. Umarım bütün genç kızlar hayallerini gerçekleştirme fırsatı bulur ve umarım bir gün bunun için şanslı olmak gerekmez” diye konuştu. 

Son dönemde yer aldığı başarılı projelerde sergilediği performansları ile dikkat çeken Cem Yiğit Üzümoğlu’na ise ödülünü başarılı oyuncu ve seslendirme sanatçısı Şenay Gürler verdi. Üzümoğlu ile henüz lise öğrencisi olduğu dönemde aynı dizide çalıştıklarını ve Üzümoğlu’nun, entelektüel birikimiyle kendisini şaşırttığını anlatan Gürler, “En iyi arkadaşım olmuştu. İyi bir oyuncu olmasının yanında insan olarak da son derece değerli, topluma duyarlı böyle şahane bir insana ödül verdiğim için çok mutluyum” diye konuştu. 

Başarılı genç oyuncu ise “Bu ödül; bana el veren, bana dokunan, beni hayata hazırlayan insanların. Ben burada sadece bir ismim” ifadesini kullandığı teşekkür konuşmasında şunları söyledi: 

“Aileme, hayat arkadaşıma, bu zamana kadar yaptığım her şeyde benimle olan bütün oyuncu arkadaşlarıma, ağabeylerime, ablalarıma, ustalarıma, bana örnek olan insanlara teşekkür ederim. Onların bize açtığı bu yolda biz de bugün genç olarak yarın belki başka gençlere benzer fırsatları açacağız. Az önce kaybettiklerimizi izlerken Ankara Devlet Konservatuvarı’ndan hocam Münir Caner’i gördüm. Kendisi son meddahtı; onu ve kaybettiklerimizi gördükçe okulun, okumanın, hocaların, ‘el verme’nin ne kadar önemli olduğunu hatırladım. Konservatuvara hazırlandığım tiyatro da Emre ağabeyin açtığı tiyatroydu”

Festivalin bu yılki Sinemaya Katkı Ödülü ise sinemamıza kazandırdığı eserler ve yetiştirdiği isimlerle bir okul hüviyeti taşıyan BKM oldu. BKM adına ödülü, oyuncular Ersin Korkut ve Ezgi Mola, Antalya Büyükşehir Belediyesi Başkan Vekili Büşra Özdemir’den aldı. Ersin Korkut, BKM ile 30 yıllık geçmişinde pek çok şey öğrendiğini dile getiren Ezgi Mola “Çocukluktan beri yaptıklarını izlediğim, onlarla olma hayalini kurduğum bir kurumdu. Daha sonra o ailenin bir parçası olmak gurur verici. Künyede adı geçen herkes adına aldığımız ödül için teşekkür ediyoruz” diye konuştu. 

Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

Yorum Yap